RİSALE-I NUR’un HEDEFİ VE TERCÜMEDE O HEDEFE SADAKAT!
Müellif Nurların te’lifiyle neyi hedeflemektedir. İmanların kurtulmasını. Bunun için Cenab-ı Hakkın varlığı ve birliğini, haşrin vuku bulacağını, nübüvvetin zaruretini, Kur’an kelam-i ilahi olduğunu, ibadetin hikmetlerini ve bu asırda Kur’an’a hizmetin tarz ve metodunu insanlığa anlatmak istemektedir, isbat etmek hedefidir. Risale-i Nur maddi değil manevi, dünyevi değil uhrevi ve siyasi değil dini bir tefsirdir ki hedefi başta Türk gençliği olmak üzere gençlerin ve umumun imanının kurtulmasına ve yeni bir Kuran medeniyetinin ihya ve inşasına çalışmaktır.
Müellifin bu gayeye matuf telifatına mütercimin kendi veya başka birilerinin yorumunu katmak gibi bir tercihi olamaz! Hülasa; metnin maksadı tercümesinde aynen muhafaza edilmelidir! Bir metin bir toplumu isyana teşvik ediyorsa hedef dile de o isyan teşviki aktarılmalı, bir metin bir toplumu asayişe ve emniyete ve imanların kurtulmasına teşvik ediyorsa hedef dilde de aynı teşviki yapmalıdır! Yoksa asıl metnin maksadına ihanet edilmiş olur.
Her eserde kelimelerin, kelime gruplarının, deyimlerin, mecazların, söz sanatlarının, cümlelerin ve ayrı ayrı konuların metnin tamamı gibi müellifçe yüklenmiş ince ve hususi fonksiyonları vardır! Ne var ki asıl metnin muhatap kitlesi ile tercümenin hedef kitlesi arasında din, inanç, kültür, tarih, coğrafya, gelenek, görenek vs farklılıklar bulunabilir. Bir topluluğu isyana sevketmek için yazılan bir eser böyle bir problemi olmayan bir milletin diline tercüme edilmiş olabilir. Ancak hedef kitlenin böyle bir gayesi yok diye isyana teşvik edici ifadeler tercümeden çıkarılamaz! Nurların imana davet eden kudsi metinleri de tercüme edilirken asla sadakat esas olmalıdır. Bu millet zaten kapalı, tesettür risalesinin şu kısımları bir şey ifade etmiyor bu millet için denmez ve denemez! Nurların maksadı ve metodu metinde nasıl aktarılmışsa hedef dile de o maksat o metodoloji ile aktarılmalıdır! Ve orijinal metnin okur kitlesinde güdüle getirdiği tesirin tercüme okur kitlesinde de husule gelmesi asıl hedef olmalıdır!
HÜLASA/NETİCE
Kudsi iman hakikatlerinin bu asrın fehmine bir dersi olan Nurların tercümesine çalışmak nimet-i uzmasına nail olan bütün mütercimlerimizi bütün ruhu canımızla tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak onlardan ebediyyen razı olsun. Ever eksiklikler, noksanlıklar olacak. Neticede her kemale bir noksan bu alem-i kevn-ü fesadın mukteziyatındandır. Yeter ki niyetler hayır ameller muhlis olsun. Yeter ki sadakattan taviz verilmesin. Cenab-ı Hak Nurları küre-i arzın ve ümem-i medeniyenin ve asr-ı hazır insanlığın kanun-u esasisi eylesin. İslamiyetin güzelliği, Kur’an’ın şebabeti, imanın lezzeti Rabbimizin varlık delillerinden olan muhtelif lisanlara en doğru, en sadık, en yakın bir çeviri ile tercüme edilsin.
Müellif-i Muhterem, Mütercim-i Kur’an ve Bediü’l Beyan Bediüzzaman Said Nursi’nin Kur’an’ın arşından beşerin fehmine Allah-u Teala’nın inâyeti, ikramı, ihsanı, Vehbi ve izni dairesinde sunduğu Nurlar’ın üslubuna, hitabına, maksadına, davasına, kudsi kelimatına, istimal ettiği Tevhid lisanına, Kur’an terminolojisine ve İslami literatüre ve en nihayet Kur’an ve sünnet, icmay-ı ümmet, kıyas-ı fukahaya muvafık tercümesi mümkün olduğu ve bunun da tadad ettiğimiz hususlara sadâkatla gerçekleşebileceğini arzetmeye çalıştık.
Ve minellahi Tevfik.
Dr. Mehmet Rıza Derindağ



