Bir dava düşünün… Bir yetim… kavim ve kabilesi ona düşman.. tek başına! Ve şimdi milyonlar etbaı var.. milyonlar minarelerde küre-i arzın her tarafında nübüvvetini ilan eden davasını tasdik eden ezanlar semaya yükseliyor.
Bir dava düşünün… 14 asır sonra O sahib-i şeriatın bu asırda bir vekili.. tek başına.. sürgünde.. kuş uçmaz kervan geçmez bir köyde.. sonra zehirler.. tehditler.. tahditler..
ve bir okulun camisine geliyorsunuz O’na ve ana babasına ve davasına talim ettiği tesbihatıyla dualar ediliyor.. Bu dava hak! Bu davanın hakkaniyetine bir delil de şu gönüller deryası üzerinde kıt’alar, kültürler, renkler ötesinde hasıl ettiği tesiri değil midir!
Evet burada Nebiler Nebisinin Medine-i Münevveresinde okunan ezanının ve İlan-ı Tevhid’in bir aks-i sadasını hissettim ve Barla’da ehl-i imanın manevi imdadına gönderilen Nurların neşir ve intişarının numunesini gördüm, “Takdir-i Hudâ, kuvvet-i bâzu ile dönmez
Bir şem’a ki Mevla yaka, üflemekle sönmez.” dedim ve Allah’a şükrettim.
Çare Isar Külliyesi, Uganda



